Lübnan’da yeni hükümet kuruldu: En zengin işadamı başbakan oldu

Lübnan’da ülkenin en zengin adamı olan Necip Mikati’nin başbakanlığında yeni bir kabine göreve getirilerek aylardır süren siyasi tıkanıklık aşıldı. Mikati daha önce iki kez aynı görevde bulunmuştu.

Lübnan, tarihinde karşılaştığı en ciddi krizlerden biriyle boğuşuyor. Para biriminin değeri düştü, işsizlik ve enflasyon yükseldi, elektrik, yakıt ve ilaç sıkıntısı başladı. Halk siyasi reform çağrısıyla yaklaşık iki yıldır protestolar düzenliyor.

Lübnan, 4 Ağustos 2020’de meydana gelen büyük bir patlamanın Beyrut limanını ve çevresini tahrip etmesinden günler sonra Başbakan Hassan Diab’ın istifa etmesinden bu yana düzgün işleyen bir hükümetten yoksundu. Yanlış depolanmış amonyum nitratın neden olduğu patlama, 203 kişinin ölümüne, en az 6.000 kişinin yaralanmasına ve milyarlarca dolarlık hasara yol açtı.

Pandeminin ortasında gelen felaket, hükümete ve Lübnan’ın siyasi sistemine karşı bir öfke dalgasını tetikledi. Protestocular patlamadan yolsuzluk, beceriksizlik ve siyasi destek karşılığında işlerin verildiği bir patronaj (ahbab-çavuş) sistemini sorumlu tuttular.

Bu olay, 2019 sonlarında mali krizin başlamasından bu yana artan öfkeyi daha da artırdı. Yalnızca son birkaç ayda Lübnan para birimi değerinin %90’ını kaybederken, nüfusun dörtte üçü şu anda yoksulluk sınırının altında yaşıyor. .

Yeni kabineyi açıkladıktan sonra basına açıklamalarda bulunan Mikati, ilk önceliklerinden birinin bir finansal kurtarma paketini güvence altına almak için Uluslararası Para Fonu ile görüşmeleri yeniden başlatmak olacağını söyledi. “Ne kadar kritik bir durumda olduğumuzu biliyorsunuz” diyen Mikati eğitim ve sağlık sektörleri üzerindeki artan baskının yanı sıra ülkeyi terk eden insan sayısının arttığına dikkat çekti.



Bu haberler de ilginizi çekebilir:


  • dBeyrut’taki patlamanın maddi hasarı 15 milyar doları aşıyor​

    dLübnan’da hükümet kurulamadı, halk sokaklara döküldü​




Lübnan devletinde hassas mezhepsel güç paylaşım sistemi, Hassan Diab’ın istifasının ardından tekrar tekrar hükümet kurma girişimlerini engellemişti. 1975-89 iç savaşının sona ermesinden bu yana hükümet, cumhurbaşkanının bir Hıristiyan, başbakanın bir Sünni Müslüman ve Meclis Başkanının bir Şii Müslüman olacağı şekilde dengelendi. Bakanların atanması konusunda çeşitli fraksiyonları ve blokları tatmin edecek bir anlaşmaya varılamaması hükümet kurulması sürecini aksattı.
 
Üst